Nasrettin Hoca'nın kürkünü yemeğe davet ettiği, bilgelik ve mizah dolu hikayesi.
Nasrettin Hoca bir gün komşusunun büyük düğününe davet edilmiş ve aceleyle günlük, eski kıyafetlerini giyip yola koyulmuş.
Düğün evinin kapısına vardığında içeriden harika yemek kokuları ve neşeli müzik sesleri geliyormuş.
Ancak kapıdaki görevliler Hoca'nın eski ve yamalı kıyafetlerine bakıp onu içeri almamışlar, yüzüne bile bakmamışlar.
Hoca hemen eve dönmüş ve sandığından en gösterişli, parlak tüylü ve işlemeli kürkünü çıkarıp üzerine geçirmiş.
Yeni kıyafetleriyle tekrar düğüne giden Hoca'yı bu kez kapıda büyük bir nezaket ve saygıyla karşılamışlar.
Ev sahibi onu masanın en başköşesine oturtmuş ve önüne dumanı tüten en lezzetli yemekleri dizmiş.
Hoca yemeğe başlamak yerine kürkünün kolunu çorba kasesine daldırmış ve 'Ye kürküm ye!' demeye başlamış.
'Madem beni değil kürkümü içeri aldınız, öyleyse yemeği de o yesin!' diyerek herkese unutulmaz bir ders vermiş.